Aile ve Toplum Zindandan Mektuplar

Mü’mine Mücahide Hanımlara İthaf – Molla Süheyl

sahidummethanimlaraithaf
avatar
Written by sahidummet

Öncelikle ince bir meseleye değinerek başlayayım. İslam’ın askeri ve siyasi gücünden uzak kaldığı dönemlerde ortaya çıkan ve hala söndürülemeyen fitne ateşlerinden biri, belki de en alevlisi kadın konusudur. Müsteşrikler Kadının kadınlığı, doğurganlığı, hizmeti, sadakati, vefası ve kıyafeti gibi konuları alttan alttan irdelemiş ve nihayetinde Müslüman kadınlar bile sonunda bu fitne ateşine “Acaba” ile iştirak etmeye başlamışlardır.

Allah’ın örtü emrini tatbik eden bayanlar arasında dahi “ezilmişlik” ve hak sahibi olamamaktan söz edilebilmektedir. Bu süreç sadece kıyafetten ibaret değil. Bayanlar bayan olmalarının en tabii gereklerinde bile yalpalama içindedirler. Eşlerine karşı batı standartlarında bir eş olma eğilimi, ümmetin çoğalmasında aktif bir rol almama eğilimi bu yalpalardan en yaygın örneklerdendir.

Bu yazılan birkaç cümleye modernistler moderne birçok sahte delil üretebilirler. Meseleye islam nazarından bakması gereken bizler bu modernistlerin sahtekârlıklarına karşı ferasetli olmalıyız. Ben derim ki; Siyah çarşafı içerisinde yazı kışı ayırt etmeden kınayıcıların kınamasına aldırış etmeden iffetini muhafaza ederek tüm kadınlara iffet dersi veren ve Rabbinin rızasından başkasını aramayan kadın zamanının sahabisi ve mücahidesidir.

Unutmayın ki İslam güneşi doğduğu zamanda Roma’da kadının insan mı hayvan mı olduğu tartışılıyor ve yine o zamanın İran’ında kadın basit bir mal gibi el değiştiriyor ve yine o zamanın Mekke’sinde kız çocukları yüz karalığı ifade ediyor, değersiz mahlûklar kategorisinde yer alıyordu.

İslam güneşi sadece erkekleri değil kadınları da aydınlattı. Cahiliyye’nin zifiri karanlığından pak bir şekilde çıkardı. O zamanın batı dünyası ile bu zamanın batı dünyası arasında aslında yine çok bir fark yok. Şu cümle bunu izaha muktedirdir sanırım. Şu zamanın batı dünyası kadının en önemli, en hayati vasfını elinden alıp demokrasi adına birkaç hak verdiğini söylüyor. Peki, Batı kadına ne karşılığında demokratik haklar veriyor. Söylemesi zor ama gerçek şu ki kadından iffetini alıp demokratik haklar veriyor. Peki, iffetsiz kadının itibarı nedir? Kısacası batılılaşma adına demokratlaşma adını hiçbir kadın iffetini feda etmemeli.

İslam ise kadına üstün bir seviye verdi. Allah kadını saltanatı içinde anne, kardeş, kız, eş olarak korumayı murad ettiği için erkek ve kadına aynı anda uymaları gereken kurallar koydu;

Kadın korunsun diye

İffet ebediyen muhafaza edilsin diye

İnsan nevinin çoğalma merkezi lekelenmesin diye…

Zina haram kılınıp isteyenlere ağır cezalar kondu.

Sırf kadın onurlu olsun ve lekelenmesin diye

Fuhuş ve ona yakın sözlerin konuşulması haram kılındı.

·         Kadın sultanlığı içinde dile dursun diye kadın etrafında dönen adi sözlere yasak kondu.
·         Kadına fuhuş isnad edip dört şahit getiremeyenlere ağır cezalar kondu.
·         Kadınlar her isteyenin görebileceği, sıradan bir konumda olmasınlar diye onlara tesettür emredildi.
·         Kadının eline el değdirmek bile ateşe el sokmak olarak değerlendirildi.
·         Kadının tek başına yolculuğu yasaklandı. Erkeğe onu götüreceği yere götürmesi emredildi.
·         Kadın korundu ki o da toplumu oluşturacak evlatları koruyacak toplumu korumuş olsun.

Bu sebeplerden ötürü tesettür bir bez parçasından ibaret değil. Tesettür; ahlaktır, yaşam tarzıdır. Ve dinin yaşanmasıdır yani dindir.
Mü’mine mücahide hanımlar İslam sizlere bu kadar hak vermiş ve sizleri yüceltmişken batının demokrasisini örnek almaya ne ihtiyacınız var.

Malumumuz Anadolu coğrafyasında yaşayan binlerce âlim yapılan değişikliklerle
(buna inkilap diyorlar ) bir gecede cahil hale getirildi.

Âlimler cahil hale getirildi ki toplum ilmin hakikatini öğrenemesin. Bu hakikatler bu toplumun erkeklerinden uzaklaştırıldığı gibi kadınlarından da uzaklaştırıldı. Hatta kadınlar hakkında “Müslüman Kadın olsa olsa cahil olur.” Tarzında bir düşünceyi beyinlere büyük oranda yerleştirdiler. Nihayetinde Müslüman kadın ve genç kızlar bu cehalet yaftası altında ezilmemek için “bilgi” uğruna dinlerinde taviz verme pahasına da olsa diploma sahibi olma derdine düştü.

Peki, diplomalar ilmin varlığını yansıtır mı? Veya diplomalar ilme müsavimidir? Gerçek şu ki diplomalar sadece ilam adına avunma pozisyonundadır.

Hayat rehberimiz kur’an ilim öğrenmeyi emrederek nazil olmaya başlamışken cehalet kadınların terk edilemez bir vasfı haline gelemez ve getirilemez. Cehalet olabilir fakat benimsenemez.

Aslında cahillik müslümanların değil, İslam’dan nasibini alamamış olanların vasfıdır. Zira onlar hayatta elde etmemiz gereken tek şey olan rıza-i ilahi’ye mazhar olmanın ilminden mahrum kalmışlardır. Esasen İslam tarihi şanlı ilim ve bilim inkılaplarıyla doludur. Bu inkılablar bu yazının konusu olmadığı için üzerinde durmaya lüzum yoktur.

Bu ümmetin aslı; okuyan, okudukça zevk alan ve okumaya doymayan bir ümmettir. Okumak derken bu ümmet sadece kur’an okumadı. Zira kütüphanelerimiz hala tasnifi yapılmamış kitaplarla doludur.

Buraya kadar aktıralanlar bu ümmetin kadınlarınıda kapsıyor. Bir yazarın şu cümlelerini hatırlar gibiyim “Eğer ümmet kızlarını okullara göndermekten çekindiyse ve göndermemeyi yeğlediyse bu, ümmetin cahilliği benimsediği için değildir. Bu, ne okuduğumuz ve nasıl okutulduğuna karşı çıkışımızdandır.”

Kadınlar Hz. Aişe (r.anha)’yi bilmezlermi ki cehaleti kendilerine bir prensip gibi kabulleniyorlar. Birazdan okuyacak olduğumuz şeyler zannediyorum ki şu zamanda ki ümmete ibretlik birkaç cümle olacaktır. Zira İslam’ın kıymetli âlimleri kimlerden icazet almış ve bu icazetleri hangi devirde almışlar onlara kısmen değinilecek.

Hadis ilminde kendisinden bu yana daha iyisinin olmadığı kabul edilen İbni Hacer el-Askalani(H.773-852) ve ilmi bütün dünyaya nam salmış, eserleriyle hemen her konuda ümmeti aydınlatan merhum İmam Celaleddin Es-Suyuti (H.849-911) İslam tarihi eserlerine bakıldığında bu iki âlimin yaşadığı zamanların ümmetin sıkıntılı olduğu zamanlardan olduğu öğrenilir.

Öncelikle İbni Hacer üzerinde birkaç bilgiye değinelim. İbni Hacer eserlerinde yüzlerce icazet aldığı hocalarının arasında 50’den fazla kadın hocadan icazet aldığını söylüyor. [1] İbni Hacer Kadın hocaları arasında Fatıma Binti Müneccea et-Tenuhiyye’yi örnek verir ve bu kadın hocasından büyük kitaplarından bazısının icazetini aldığını söyler. İbni Hacer’in verdiği başka bir örnek ise Fatıma el-Makdisiyye’dir.

İmam Suyuti hakkında ise bilinen 600 civarında hocadan icazet aldığı ve bu hocalardan 42 tanesinin kadın olduğundan[2] Suyuti 400 civarında eseri ile ümmete ışık olmuştur. Her ikisinden de ve bu ikisine icazet verenlerden de Allah razı olsun.

Bunların dışında başka bazı örnekler;
·         Emetül Vahid Binti Hüseyn El-Mahamili: Kur’an hafızı, fıkıh âlimi, matematik ve dil uzmanıdır.
·         Nefise Binti Ebu Muhammed: İmam Şafii (rh.a)’in hadis okuduğu hocalardan biridir.
·         Aişe Binti Muhammed: Yaşadığı zamanın Dımeşk’teki (Şam) en büyük muhaddisidir. İbni Hacer’e icazet verenlerdendir. Buhari’nin tamamını çocuk denecek yaşta ezberlemiştir.
·         Sittularab Binti Muhammed: Hanbeli mezhebinin ileri gelenlerindendir. Hadis okutmuştur. Hadis hafızı Heysem ondan icazet almıştır.
·         Hicri 7. Asrın ilim ehli arasında sayılan Zeyneb Binti Ahmed Kudüs, Şam, Kahire ve Medine’de hadis halkaları kurmuş ve buralarda onlarca talebeye Buhari icazeti vermiştir.
Bu yazılanlarda çıkan sonuç herkesçe, umuyorum ki aşikârdır. Rabbim bizleri rızasından ayırmasın.

[1] Örnekler. Eş-Şeyh El-Hafız ibni Hacer el-Askalani Dimesk

[2] Örnekler. İyad Halid Tabba İmam Celaleddin Suyuti Dimesk

 

Şahid Ümmet Dergisi – Yıl:1 – Sayı:1 – Aralık 2014

About the author

avatar

sahidummet

Leave a Comment