Gündem Analiz

Kurban’da Koyun Koyuna – Gökhan ARSLAN

sahidummetkurban
avatar
Written by sahidummet

Günümüzde koyun, güdülmeye ve yönlendirmeye müsait karakterler için kullanılan alçaltıcı bir sözdür. Ama diğer taraftan baktığınızda aynı hayvan kurban edilirken kurban edilmeye ve Rabbine kavuşmaya her an hazır bir karakter oluveriyor.

Koyunlardan biri kesilmeye götürülürken diğerleri hiç önemsemezler, biraz sonra sıranın kendilerine de geleceğini düşünmezler. Onlar otlamakla ve mide doldurmakla sürekli meşgul olurlar. Koyunların bu durumu tağuti sistemin işkence ve baskıları karşısında Müslüman kardeşlerini düşünmeyip dünyasıyla meşgul olan Müslümanların durumuna benziyor. Bundan dolayıdır ki Resulallah (s.a.s) şöyle buyuruyor: “İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda mü’min koyunundan daha zelil/değersiz olur” (Feyzu’l Kadir Şerhu Camiu’s-Sağir/Allame Münavi C:6 Sh:456 Beyrut/ty)

İslam dışı sistemlerin hakim olduğu her gün “kurban bayramı ”dır. Hergün müslümanların zulüm görüp kurban edildikleri günlerdir. Gerçek kurban bayramları ise İslamın hâkim olduğu günlerde mümkün olacaktır inşallah.

“Kurban derisini nereye verelim” diye düşünürüz. Çünkü kurbanın derisi de eti kadar önemlidir ve doğru yerlere verilmesi gereklidir. Bir hadis-i şerifte: “Kim kurban derisini satarsa, kurbanı makbul değildir” hükmü beyan buyurulmuştur.  İslami esaslara göre kurulmamış herhangi bir müesseseye “Kurban Derileri” verilemez.  (Yusuf Kerimoğlu – Emanet ve Ehliyetcilt-1 syf:571)

Bugüne kadar kurbanı Allah (c.c.) için kesen halk, bilerek yahut bilmeyerek derilerini din düşmanlarına verdiler ve o din düşmanları da gelip Müslümanların derisini yüzdüler.

Koyunun derisi para ediyor…  Ya zulüm gören, derisi yüzülen Müslümanın derileri…

İslam dışı beşeri sistemler, koyunlara bıçak altına yatıp yatmama hakkını değil, bıçak altına yatacak olanlara sadece kendilerini kesecek kasapları tercih hakkını kullandırır….

Çocuklarını beşeri sistemin eğitim ve öğretim kurumlarına kurban et,

Eşini modernizmin giyim kuşamına kurban et,

Mal varlığını kapitalizmin kalesi olan faizli bankalara kurban et,

Velayet hakkını demokratik liderlere kurban et,

Dünyanı kurtaracaksın diye ahiretini kurban et,

Beşeri sistemlerin peşine takılıp imanını kurban et,

Sonrada gel kurban bayramında koyununu Allah’ın dinine kurban ver öyle mi?

Koyunlara ve sığırlara seçme hakkı verilse ve “kimin elinde kurban olmak istersin” deseler acaba küçük bir azınlık dışında Müslüman sahip/sahibe bulabilirler miydi?

Demokrasi vesilesiyle her gün binlerce insan “Demokrasi Bayramı”na kurban gidiyor. Büyükbaş insanlar küçükbaş insanları cehenneme sürüklüyor. Her dinin ve ideolojinin bir kurban bayramı vardır ve her din kendisine adanmak üzere kurban ister. Bu insan da olabilir hayvan da. Çünkü her din ve ideoloji kulların samimiyetini fiili olarak görmek ister.

Kurbanını seçerken en güzelini seçiyorsun. Aman dişi kırık kulağı kesik olmasın. İri yarı olsun bir yeri noksan olmasın. En ince detayına kadar araştırıyorsun. Konu dini yaşamaya gelince;

Kadınlarla tokalaşmanın neyi var o benim bacım gibi, o kadar da dikkat etmeyin canım,

Hanımın azıcık saçı görünmüş ne olacak fazla kuralcı olmayın efendim,

Kız ömürde bir defa evleniyor bırak da istediği gibi giyinsin,

Erkek bir defa evleniyor bırakın da istediği gibi bir düğün yapsın.

Sandığa bir zarf atmakla dinden mi çıkacağız?

Vs…  vs… vs…

Koyunun en güzelinin seçilmesini halka tavsiye eden medyanın en gözde hocaları ve ilahiyatçı profesörleri o koyunu öyle bir anlatırlar ki dinlemeye doyamazsınız. Ah ah… Tevhidi bu şekilde anlatsalar koyunlar kendi ayakları ile gelip kurban olurlar.

Fıkıhta Hanefi mezhebini bütün detaylarına kadar bilen bu hocalar itikatta Ebu Hanife’yi belki adamdan bile saymıyorlar (haşa). Koyunu anlatırlarken Hanefi fıkhı kitaplarını altüst ederler konu tevhide ve şirke gelince habire yorum habire “bana göre”, “bence”…

Müslümanlar cemaat olmayı koyunlardan öğrenmeleri gerekir. Masiyet olmadığı sürece (tabiri caizse) çobanın gütmesine ve yönlendirmesine ayak uydurmaları gerekir.  Aradaki tek fark koyunlar sorgulamazlar, karşı çıkmazlar. Özellikle ve özellikle beşeri sistemlerin hâkim olduğu yerlerde Müslümanların çobanlarını bırakmamaları ve sürüden ayrılmamaları gereklidir.

Her hayvanın tehlikelere karşı koyabilecek bir kalkanı ve silahı vardır. Ama koyunlara baktığınızda hiçbir şeyleri yok. Peki, nedir onları düşmana karşı koruyacak olan şey? Tabi ki cemaat halinde olmaları ve çobanlarını takip etmeleri. Bundan dolayıdır ki “sürüden ayrılan koyunu kurt kapar” atasözü boşuna değildir. Ve yine bundan dolayıdır ki: “Çakallar kuzunun bol olduğu yeri değil, sahipsiz kaldığı yeri severler” Yoksa yüz tane koyun birleşse bir kurda ne yapabilir.

Bunun şuurunda olan ve kurtlardan oluşan beşeri sistemler koyunlara dokunmadan çobanı yok etmek ile uğraşırlar. Bugün Müslümanlara liderlik eden birçok tevhid ehli önderler ya sürgündeler ya da hapiste ya da kabirde…

Mekke döneminde hâkimiyet hakkını putlara veren müşrikler putların huzurunda Allah (c.c.)’a kurbanlar keserlerdi. Şimdi de yasama hakkını kullara verenler kurbanlarını Allah (c.c.)’a kesiyorlar. Kurban keserek Allah’a yaklaştığını sanan bu kitleler aslında an be an Allah’tan uzaklaşıyor.

Resulullah (s.a.v.)’in:  “Kim ki kurban kesmeye mali kudreti bulunur da kesmezse, o kimse namazgâhımıza sakın yaklaşmasın” buyurduğu bilinmektedir. Maddi durumu olduğu halde kurban kesmeyenler Allah’ı sevme ve ona yaklaşma konusunda samimi olmayanlardır. Her zaman  “Allah’a canım  kurban“ deyip kurban bayramında bir kurban bile kesemeyenler samimiyetten bahsedemezler. Kurban Allah (c.c.)’a yaklaşmak için kesilir. Kurban kesen kişi kendisinin de her an kurban olmaya hazır olduğunu bir nevi göstermiş olur.

About the author

avatar

sahidummet

Leave a Comment