Davet

Emri-bil Ma’ruf Ve Gençlerin Sorumluluğu  – Merve Toprak

şahidümmetEmri-bil-Ma’ruf-Ve-Gençlerin-Sorumluluğu
avatar
Written by sahidummet

Allah’ın adıyla;

Bizlere sapasağlam bir din veren, dosdoğru yola hidayet eden ve hayat mektebimiz Kur’an-ı öğüt, ibret, ders olarak indiren Allah’a hamd olsun. Salat ve selam insanlığın öğreticisi, mahlûkatın en hayırlısı Resulümüzün üzerine ,kâmil selamlar O’na, ailesine ve tüm ashabının üzerine olsun.

Yeryüzüne yayılmış olan tüm kötülüklerle mücadele etmemiz gerektiğinin bilinci ışığında hareket edip Rabbime gidiyorum… Parçalanmış bir ümmetin ahir zaman genci olarak.

Allah azze ve celle cinleri ve insanları yalnız kendisine kulluk etmesi için yaratmıştır. Peygamberlerin insanlığa gönderiliş gayelerinin başında Allah’a kulluğa davet vardır. Her insan Allah’a iman etmekle beraber bu imanın gereği olan emirleri yerine getirir ve yasaklardan uzak durur. Bu ibadetler akıl baliğ olan her kadın ve erkeğe farz kılınmıştır.

Kur’an-ı okuyan her Müslüman şunu iyi bilir ki, Kur’an-ı Kerim’deki emir ve tavsiyelerin tamamı ölülere değil dirilere indirilmiştir. Kur’an ayetleri ölülerden namaz kılmasını, zekât vermesini, iyiliği emretmesini istemez. Bu emirleri ölülere tebliğ etmemizi de istemez. Tam aksine ölü bir hayata müptela olmuş yaşayan ölülere tebliğ edilmesini ister. Vahiysiz ölü bir hayat yaşarken Kur’an’ın ayetlerini hayatlarına aktararak dirilmelerini ister.

Emri-bil Ma’ruf Nedir?

İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak kavramları; Kur’an-ı Kerimde ve hadislerde “emri-bil ma’ruf ve nehyi anil münker ” tabirleriyle ifade edilmiştir. Ma’ruf(iyilik); İslam’ın gereği olan Allah’a itaat, münker(kötülük) de İslam’ın gereğine uymayıp Allah’a karşı gelmek demektir. İslam dininin getirdiği hayat tarzına uygun olan söz ve davranışlar iyilik, olmayanlar da kötülük olarak kabul edilmiştir.

Ma’ruf, tek kelimeyle İslam’ın kendisidir. Münker de, aslı itibarıyla veya ahlaki açıdan sadece kötü şeyler değil, tam anlamıyla İslam’ın yasakladığı her şeydir.

Neden Ma’rufu Emretmek?

Hayra davet ve iyiliği emir, kötülüğü de men etmek Müslümanların imandan sonra ilk dini farizalarıdır.

Bir toplumda ma’rufu emreden, kötülükten men edenler olmazsa giderek münker olan işler birer kural haline, bir yaşam biçimi haline gelirler. Şeytanlar hak ile batılı birbirine karıştırır, doğruları tahrif eder ; insanlara Allah’ı unuttururlar.

Konuyla ilgili bir hadiste Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

“ Sizden kim kötü bir şey görürse, onu eli ile değiştirsin, buna gücü yetmezse, dili ile, buna da gücü yetmezse, kalbi ile buğz etsin. Bu sonuncusu, imanın en zayıf derecesidir.” (Ebu Davud )

Hadisin muhatabı tüm müminlerdir. Yeryüzüne baktığımızda İslam’ı benimsemiş ümmetler arasında fitne ve kötülüklerin yaygınlaştığını ve her yeri küfrün karanlığının sardığını görüyoruz. Bu durum, ümmet olarak nasıl bir ahval içinde olduğumuzu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu işaretten şunu anlıyoruz;  “Ümmetler emri-bil ma’ruf görevini hakkıyla yerine getirememiştir.”

Hayat mektebimiz Kur’an’ı Kerimde şöyle geçmektedir:

“Şüphesiz Allah, adaleti ,ihsanı (iyilik yapmayı), yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”( 16 Nahl 90 )

Bu kısa cümlede Allah, dengeli ve sağlıklı bir toplumun dayanağını teşkil eden üç önemli şey emretmektedir:  Bunlardan birincisi ‘Adalettir’. İkinci nokta ‘İhsan’dır. Emredilen üçüncü nokta ise ihsanın özel bir uygulaması olan sıla-i rahimle ile akrabaya iyilik etmektir.

Değinilen üç iyi özelliğe karşılık Allah, hem bireyi hem de tüm toplumu bozan üç kötülüğü yasaklamaktır. Bunlardan birincisi; ‘Fahşadır’ (gayri ahlaki, müstehcen, çirkin işler). İkincisi; ‘Münker’ ve üçüncüsü de ‘Bağy’dir (genel ahlak kurallarını aşan, isyankârlık durumu). ( Bkz. Mevdudi / Tefhimul Kur’an )

Sahabe Sorumluluğu

Değerli İman Kardeşlerim! Kur’an ve sünnette beyan edildiği üzere, dava erleri olarak farzları yerine getirmekle yükümlüyüz. Ve bu kulluk görevimiz de Allah’a karşı olan sorumluluklarımızı gereği gibi ifa etmek zorundayız.

Kur’an hayatına yön verip hükmeden bir kitap olmadıktan sonra Müslüman olduğunu iddia etmenin hiçbir değeri yoktur.

O halde dünya ve ahiret mutluluğuna erişebilmek için, Kur’an ve sünnetin gösterdiği iyilik yolunda yürüyelim. Başkalarına da iyiliği emredip kötülükleri yasaklayarak mutlu bir toplum oluşturmaya çalışalım. Çünkü ümmet ‘tek bir’ sese muhtaç! Namazsız nesillerin çoğaldığı şu zamanda hakikat yoluna, sen gelmezsen koşup gelen kim olacak? Bu güne kadar Rabbin için ne takdim ettin?

Bütün sahabeler emri-bil ma’ruf üzere hareket etmişlerdir. Rasulullah (sav)’in seçkin talebelerinden Ebu Hureyre (ra):

 “Biz insanların en hayırlısıyız. Çünkü durmadan-dinlenmeden fasılasız onları İslam’a davet ederiz” buyurmuştur.(bkz.Kurtubi tefs; Ali İmran 110. Ayetin tefsiri)

Tüm sahabeler bizler için mükemmel birer örnektir. Onlar aklımızı zorlayan nice davetler yaptılar. Öyle ki Mus’ab b. Umeyr’i hatırlamak lazım. Bunca zenginliğine rağmen İslam’a olan sevdası uğruna ailesinin kendisine verdiği sıkıntıları hatırlayalım. Mus’ab’a ra ‘Medine Öğretmeni ‘ deniliyordu. Rasulullah (sav) Mus’ab b. Umeyr’e Medinelilere Kur’an okumasını, İslam’ı öğretmesini, onları din hakkında bilgilendirmesini emretti. Kimi zaman zorlu sınavlar ve sıkıntılara maruz kaldı. Ama sabır nimetiyle beraber iyiliği yaşama ve yaşatma görevine riayetsizlik etmedi. Davetin en çetin döneminde, tevhidi işiten ve Allah Rasulü’ne icabet eden, Mus’ab (ra)’ın başarısı birçok ibretlerle doludur. O Mekke’nin en yakışıklı genci olmasına rağmen ardından mendil sallayan kızlara kafasını eğip nasıl da bakmadığına, davete sarılışına tarih şahit ve buna bizlerde şahidiz.

Emri-bil Ma’ruf ve Gençlerin Sorumluluğu

  • Gerçek emri bil ma’ruf-nehyi anil münker görevi, en başta insanın kendisinden başlayarak yapılır. Bazı insanlar her devirde Resule itaati söylerler, kendileri itaat etmezler; sadakayı emrederler, kendileri vermezler. İşte şu ayeti kerimede onlar uyarılmaktadır: “ Kitabı okuyup durduğunuz halde kendinizi unutur da başkalarına mı iyiliği emredersiniz? Düşünmez misiniz? (Bakara, 2/ 44) İyiliği emredip kendileri yapmayanlar için hesap gününde dudaklarının ateşten makaslarla kesileceği haberi verilmiştir.( İbn Kesir, 1,8 )
  • Ders halkaları kurularak düzenli programlara öncülük etmek ya da talebe olmak. 
  • Tavsiye ve nasihatlerde bulunmak. Nebi (as): “ Din Nasihattir” buyurmuştur. 
  • Rabbin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağırmak, insanlarla en iyi şekilde tartışmak, azgınlara bile güzel söz söylemek. 
  • Davet aşamasında dinin emirlerine aykırı olan geleneklere uymamak. “Ne gereği var? , Daha çok erken” gibi mazeretler geleneğe dayanmakta. Din, bu konuda ölçü verir; geleneğe uyabilirsin ama dinin emirlerine aykırı olmadığı müddetçe… Davetin yaşı olmaz. 
  • Davet metodumuz her daim Rasulullah’ın sünnetine ittiba etmek olmalıdır. Yeryüzünün değişik yerlerinde, değişik şartlarda yaşayan Müslümanlar için değişmeyen ölçü budur. Bunun tek yöntemi de Rasulullh’ın sünnetidir. “Peygamber size ne verdiyse onu alın”… (Haşr,59/17) 
  • Gençliğin infakı etmesi, Hz. Hatice ve Mus’ab b. Umeyr gibi Allah yolunda mallarımızı infak etmeliyiz. 

Emri-bil Ma’ruf herkes gibi gençlerin de yüklenmesi gereken bir ibadettir!

Rabbim! İhtilaf edilen konularda beni hakka ulaştır. Hakikaten Sen, dilediğini hakka ulaştırırsın.

Allah azze ve celle bizleri iyilikleri birbirlerine tavsiye eden, kötülükleri de sakındıranlardan eylesin.

Ey İman Etmeye Davet Olunan Müslüman Kardeşlerim!

Hesap vakti yaklaştı…

Gün, yeniden en hayırlı, ümmet olma Günüdür!

Gün, Peygamberin gayretini sürdürme Günüdür!

Gün, ümmetin kurtuluşu için çalışma Günüdür!

Gün, eskimiş dünyada yenilenmektir ahiret sevdası ile.

Velhasıl Muhammed sav gibi Aişe ra gibi yürekler gerek bize…

Bir Hacer, bir Meryem, bir Asiye, bir Zeynep’te biziz UNUTMAYALIM!

 

Selam ve dua ile.

 

 

Şahid Ümmet Dergisi – Yıl:1 – Sayı:2 – Ocak 2015

About the author

avatar

sahidummet

1 Comment

Leave a Comment