Ahlak ve Maneviyat

ALLAH’A İMAN EDEN GAYRETLİ BABALARA  -1-  Abdullah Nasıh Ulvan

şahidümmetallah’a-iman-eden-gayretli-babalara
avatar
Written by sahidummet

Allah(azze ve celle)’nin selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Kendisinden başka ilah olmayan Allah(azze ve celle)’nin bize bahşetmiş olduğu nimetlere hamd ederim. Salatım ve selamım Peygamberimiz, insanların en hayırlısı Muhammed Mustafa(sallallahu aleyhi ve sellem)’e, temiz ve güzel ailesine, mübarek ashabına ve kıyamete gününe kadar onlara güzellikle tabi olanların üzerine olsun.

1)Sizler şu anda cahiliye alametleri taşıyan bir çağda bulunuyorsunuz. Bu alametler, ister kadın ister erkek olsun toplumdaki bazı gençlerde görülmektedir.

Bunlar:

  1. a) Bayanların sokaklara göğsü, kolları ve bacakları açık bir şekilde çıkması.
  2. b) Kadınlar ve erkekler arasında islami olmayan arkadaşlıkların-sosyalleşmenin parklarda, bahçelerde ve yazlıklarda yayılması.
  3. c) Deniz kenarlarında ve yüzme havuzlarında hassasiyetlerini kaybetmiş ailelerde utanç verici soyunmanın bulunması.
  4. d) Ahlaksız gençlerin farklı farklı mekânlarda haram olan oyunlar ve içki için toplanması.
  5. e) Düğün ve nikâh münasebetiyle dans edilen ve şarkı söylenen salonlarda kadınların toplanması.
  6. f) Umursamaz gençlerin müzik aleti çalmak, tahrik edici şarkılar söylemek ve sahnelerde orası burası açık şekilde dans etmek için bir araya gelmeleri.

Bunların dışında kendilerini bizzat müşahede ettiğiniz, duyduğunuz, haberleri size ulaşan ve insanların aktardıkları nice alametler…

Mümin bir kişinin kalbi elem ve hüzünden dolayı parelenir. Nefsi, sürekli olarak etrafımızda tekrar eden ve müslüman toplumumuzda yayılan alçaltıcı alametlerin azabı ve kederinden dolayı parça parça olur.

2) Ey Müslümanlar!  Benim bu nasihatim, ölçü olarak şerefin ve faziletli davranışların asıllarını uygulamayan, dini ve güzel ahlakı gözetmeyen ve Allah(azze ve celle)’den ağırbaşlılık istemeyen, günahkâr- kural tanımaz kişiler için değildir. Allah (azze ve celle)’nin varış yerlerinden ve akıbetlerinden bahsettiği ayetler onlara yeter.

“Kafirler ise (dünya hayatında) sadece zevklerine bakar ve hayvanlar gibi yerler. Onların varacakları yer ise ateştir.” (Muhammed, 12)

“Bırak onları; yesinler eğlensinler ve (boş) ümitler onları oyalaya dursun. İleride (sonlarını) bilecekler.” (hicr suresi, ayet:3)

“Sen onları bırak, kendilerine vadedilen günlerine kavuşuncaya kadar, dalsınlar ve oynaya dursunlar.” ( zuhruf suresi, ayet 84)

Ey mescit ehli mümin kardeşlerim ben sizlere evet sizlere hitap ediyorum…

Ey ibadet için Allah(azze ve celle)’nin evine yönelenler…

Ey kalbi Allah(azze ve celle)’nin hak olarak indirdiği kurandan dolayı pır pır edenler…

Ey kendilerine Allah (azze ve celle)’nin zikri hatırlatıldığı zaman zikrin kendilerine fayda verdiği kişiler…

Ey sevgili büyük ümmetim sizlere sesleniyorum. Çünkü sizler Allah(azze ve celle)’ye ve katından gelenlere iman edersiniz.

Ey Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e tabi olanlar sizlere sesleniyorum. Çünkü sizler ölüm sonrası hayata ve hesap gününe yakini bir şekilde iman edersiniz.

Ey kuran taşıyıcıları sizlere sesleniyorum. Çünkü sizler müminlerin, hak için hakkı araştıran ve hayatlarında sıratı müstakim üzerine yürümeye devam edenlerisiniz.

Ey islamın erkekleri sizlere sesleniyorum. Çünkü sizler kendilerinden hayır ümit edilen seçkin müslümanlarsınız.  Ve islam köşkünün kendileri üzerine bina edildiği kısımlarısınız.

Ey ümmetim bunları unutma…

Muhakkak ki ben şu anda çok iyimserim.

Çünkü sizler – ey müslümanlar-  kalplerinizi hidayete, nefislerinizi öğüte ve akıllarınızı hakka açıyorsunuz.

Çünkü sizler, sizi diriltecek olan şeylere çağırıldığınız zaman, Allah(azze ve celle)’ye ve Rasulune icabet ediyorsunuz. Bunlardan dolayı umulur ki Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bahsettiği topluluk olursunuz.

İbn-i Mace ve hakim’den rivayetle

“Ümmetimden bir taife kıyamete kadar hak üzerine olacaklardır. Onlara muhalefet edenler onlara zarar veremezler. Ta ki Allah(azze ve celle)’nin emri gelinceye kadar.”[1]

3) Ey müslüman babalar,  Ey müslüman anneler,  Ey müslüman terbiyeciler,  Ey müslüman dostlar.

Akrabalardan ve çocuklardan üzerlerinize gözetmenin hak olduğu kişilere karşı terbiye etmenin ve mesuliyetin gerekliliklerini yerine getirdiniz mi?

Onların nefislerinde  iman akidesini ve tevhid fıtratını kökleştirdiniz mi?

Onlara-daha yedi yaşındayken-namazı emredip, vakitleri içinde namazlarını kılmaları için  alışkanlık kazandırdınız mı?

Onları, istikamet, iyilik, emanet ve doğruluk gibi islami bir ahlak üzerine yetiştirdiniz mi?

Onları, haramı helali bilen; yasaklardan kaçınan ve islamın emirlerine boyun eğen bir şekilde yetiştirdiniz mi?

Onları, kuran okuma, ehli beyt  ve rasul-i ekrem sevgisi üzerine edeplendirdiniz mi ?

Onların hareketlerini, gidip geldikleri yerleri ve arkadaşlıklarını kontrol etmek için etraflarında pervane oldunuz mu?

Onlarla, nefisleri öğütle etkilensin, ruhları ibadetle ulvi mertebelere ulaşsın ve ilimle akılları doysun diye  Allah (azze ve celle)’nin evlerine kadar refaket ettiniz mi ?

İman akidesi ve tevhid fıtratının nefislerinde kökleşmesi Buhari’nin rivayet ettiği bir hadisle sabittir.

“Her çocuk islam fıtratı üzerine doğar. Annesi ve babası yahudileştirir ya da hristiyanlaştırır ya da mecusileştirir.”[2]

Onlara(yedi yaşındayken) namazı emretme Hakim ve Ebu Davud’un rivayet ettiği hadisle sabittir.

“Evlatlarınıza yedi yaşında namazı emredin, on yaşına geldikleri zaman(eğer namaz kılmıyorlarsa hafifçe)dövün ve yataklarını ayırın.”[3]

Onları üstün olan islam ahlakı üzerine yetiştirmek İbni Mace’nin, Rasulullah (sallalahu aleyhi ve sellem)’den rivayet ettiği hadisle sabittir;

“Evlatlarınızı edeblendirin ve edeblerinide  güzelleştirin.”[4]

Onların helali haramı bilmesi, Allah(cellecelaluhu)’ın emirlerine boyun eğmesi ve yasaklarından kaçınması üzerine eğitilmesi İbni cerir’in ve İbni munzir’in Abbas(radiyallahu anh)’dan merfu olarak rivayet edilen bir hadisle sabittir.

Allah(azze ve celle)’ye itaatle amel edin, Allah(azze ve celle)’ye isyan etmekten sakının. Çocuklarınıza emirlere boğun eğmesini ve yasaklardan kaçınmasını emredin. Bu işler, onlar için ateşe karşı kalkan olur.

Onları, kuran okuma, ehli beyt ve Rasulu ekrem sevgisi üzerine edeblendirmeniz  Taberani’nin Ali(radiyallahu anh)’den rivayet ettiği bir hadisle sabittir.

“Çocuklarınızı üç özellik üzerine terbiye edin. Nebi’nin sevigisi, ehli beytin sevigisi ve kuran okuma. Şüphesiz ki kuran taşıyıcıları Allah(azze ve celle)’nin arşının gölgesinden başka gölgenin bulunmadığı günde enbiyalarla ve seçkinlerle beraber gölgelenirler.”[5]

Onların hareketlerini, gidip geldikleri yerleri ve arkadaşlıklarını her gün gözetlemeniz Tirmizi’nin Rasulullah(sallahu aleyhi ve sellem)’dan rivayet ettiği hadisle sabittir.

“Kişi arkadaşının dini üzerinedir. Bu yüzden sizden biriniz kiminle arkadaşlık ettiğine baksın.”[6]

Onların Allah(azze ve celle)’nin evlerine kadar refakatlik etmeniz, Müslim’in ebu Hureyre’den rivayet ettiği hadisle sabittir.

“Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekinet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etrafını kuşatır. Allah(azze ve celle)’de o kimseleri kendi katında bulunanların arasında anar.”[7]

Bu mesuliyetlerin hepsini yerine getirdiniz mi ?

Ey kendisine Allah(azze ve celle)’nin  gözetme ve terbiye hakkı verdiği kişiler…

Ey kendisine islamın mesuliyeti ve emaneti borç kıldığı kişiler…

Eğer işler Allah(azze ve celle)’nin razı olduğu şekilde devam ediyorsa, Allah(azze ve celle)’ye  bu nimet ve muvaffakiyet üzerine –ey babalar- şükredin ve sürekli olarak sebat isteyin.

Eğer işler bunların aksine ilerlemekteyse, -ey müslüman babalar- önünüzde nasuh bir tövbe ile Allah(azze ve celle)’ye yönelmekten başka yolunuz yok.  Ve daha sonra, amacı Allah(azze ve celle)’nin rızası, mizanı şeriat, direkleri ahlak, kokusu hak ve temelleri islam olan yeni bir islami hayat yaşamaya söz verin. Ta ki muktedir olan Melik’in yanında  doğrulardan yazılıncaya kadar.

Bu doğrular öyle kimseler ki, Allah(azze ve celle)’nin kendilerine nimet verdiği nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraberdirler. Onlar ne güzel arkadaştırlar.

Yüce olan Allah(azze ve celle) doğru söylemiştir.

“Ve onlar bir aşırılık yaptıkları yahut birbirlerine zulmettikleri zaman Allah(azze ve celle)’yi hatırlayarak hemen günahlarının affedilmesini dilerler zaten günahları Allah’tan başka kim affedebilir. Ve onlar işledikleri günahlarda bilerek ısrar etmezler. İşte onların mükafatları rableri tarafından affedilmek ve zemininden ırmaklar akan ve içerisinden sürekli olarak kalacakları cennetlerdir. İnandığını yaşayanların mükafatı ne de güzeldir.”(Maide suresi, 135-136 ayetler)

Bu emaneti ve mesuliyeti taşımakta ihmalkar davranırsanız, bilin ki Allah(azze ve celle)  size bu ihmalkarlığınızı, selim bir kalple gelmenin dışında hiçbir malın ve çocuğun fayda vermeyeceği o günde hesabını sorar. Basite alan ve küçük görenlerin dostlarını uyararak Allah(azze ve celle)’nin söylediklerine kulak verin.

“Ey iman edenler kendinizi ve yakınlarınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan ve başında acımasız, güçlü,Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeye ve emredildiklerini derhal yapan meleklerin bulunduğu cehennemin ateşinden koruuyun.(Tahrim suresi,ayet 6

İnsanlara hayrı öğreten Muhammed Mustafa(sallallahu aleyhi ve sellem)’nın söylediklerine kulak verin.

“Allah(azze ve celle) bütün sorumluluk sahiplerine kendi sorumluluklarında bulunanların haklarını koruyup korumadıklarını sorar. Adama ailesi soruluncaya kadar devam eder.

 

Devam edecek / Tercüme / Selman Tekin

 

 

[1] Buhari, Müslim
[2] Buhari (432-11), Muslim (2658)
[3] Hakim (496), Ebu davud (4113), Ahmed (187\2), Darukutni bu hadis için hasen demiştir.
[4] İbni mace (3715).
[5] Deylemi
[6] Sahih hadis. Hadisi ebu Davud ve Beyhaki rivayet etmiştir.
[7] Müslim(758)

About the author

avatar

sahidummet

Leave a Comment